14 Mart 2014 Cuma

Yıldızlı Perde Tutacağı

Oğlumun odasındaki sarı saten perdeye geçen yıl koyu parlak kırmızı yıldızlı bir perde tutacağı yaptım. Önce netten bir yıldız buldum. Bunu istediğim boyuta getirdim. Eşime o anda ahşap kestirip ortalığı dağıtmaktansa, kırtasiyede satılan sert mukavvayı kullanmayı tercih ettim. Şekli mukavvaya çizdim, kestim. Sonra mukavvayı sertleştirmek için birkaç kat beyaz tutkal sürüp kuruttum. Mukavva sertleşti. Daha sonra tutkalı kırmızı boyayla karıştırdım. Dikiş dikerken kullandığım ve maalesef atamadığım artık patron kağıtlarımı bu karışıma batırarak buruşturdum ve yıldızın üzerine yapıştırdım.


Tutkalı renklendirmemin nedeni kağıtları yapıştırdıktan sonra arada kalan boşlukları boyayla kapatmanın çok zor ve uzun süreli bir iş olması. Kağıtları ıslaklığı haliyle mukavvayı biraz yumuşattı. Kururken şeklinin bozulmaması için birkaç saat kuruttuktan sonra araya bir mağaza poşeti koyarak üzerine kağıtları düzleştirmeyecek, fakat yıldızın şeklini bozmasını da önleyecek bir ağırlığı ( ben kitap koydum) üzerine koyarak en az 24 saat kuruttum. Yıldızım taş gibi sert oldu.


Daha önce yaptığım burada ve buradaki perde tutucularımda kullandığım yuvarlak çıtaları da kestim, uçlarını zımpara ile yuvarlattım ve kırmızıya boyadım. Yıldızlarımı da son defa kırmızıya boyadım. Yat verniği sürünce pırıl pırıl oldular. Hem odaya çok yakıştı, hem de ahşap kaymadığı için sabit duran perdelere kavuştum.



10 Mart 2014 Pazartesi

Koltuğa Fermuarla Bağlı Minik Yastıklar

Koltuklarıma kılıf dikerken başka modellerde pek göremediğim fermuarlı kılıfları nasıl dikeceğime çok kafa patlattım. Önce dikmesem dedim ama bunlar çok kullanışlı. Kim buldu bilmiyorum ama tam bir cin fikir. Mont fermuarları gibi açılan fermuarın bir parçasını koltuğa, bir parçasını yastığa dikmişler. İstediğin zaman çıkarıyorsun. İçi yumuşacık. Süngerin üzerine bir sıra elyaf sarmışlar. Kanepede uzanırken yastık düştü derdi yok. Tam boyun oyuğuna oturuyor. 
Görüntüsü aşağıdaki gibi:


Yastık çevrilinceki görüntüsü. Arka planda da ben kendimi dağıtmış halde dikiş dikerken oğlumun yere yatmış dikiş makinesinin kutusuyla oyun oynaması görünüyor.

İçteki süngere koltuk kenarının şeklini vermek için tam kıvrılma yerinden 3-4 cm yüksekliğindeki süngeri boylu boyunca 1 cm kalacak şekilde kesmişler. Hem kılıfını çıkarmak için bir fermuar yapmışlar, hem de koltuğa birleştirmek için mont fermuarlarından takmışlar. Koltuğa birleşecek fermuara bir de kapak yapmışlar. Böylece arkadan fermuar yerine aynı kumaştan bir kapak görünüyor.


Dikdörtgen içine alınmış dikişe dikkat.
Burada dikkatinizi bir noktaya çekeceğim. Orijinal kılıfı incelerken fermuarın üst kısmında görülen dikiş bana her şeyin bir sebebi vardır dersini verdi. Oradaki dikiş, hiçbir anlamı yok gibi görünüyordu. Hatta herhalde kumaş artıklarını birleştirerek değerlendirmek için görünmeyen yerine parça kumaş koydular diye düşündüm ve kafama göre tek parça kestim kumaşı, diktim. Amaa, süngere geçirince benim süngerim kazık gibi dimdik durdu. Demek ki , oradaki gereksiz görünen dikiş, aslında kılıfın şekil almasına yarıyormuş. Daha öğrenecek çok şey var, çoook.
Diğer yastıkta iki parça yaptım, çok güzel oldu. Hatalı yaptığımı da atmadım. Kıvrılma yerine ince bir dikiş çektim, sorun halloldu.

Kapaklı fermuar da aynen pantolon fermuarı dikerken yaptığımız gibi yapılıyor. Kılıfı çıkarmak için diktiğim fermuar metre ile satılan fermuarlardan.

Bir de üstte kalacak kısmı diğerinden her yönde 1'er cm fazla yapınca dikişli kısımlar altta kalıyor, daha güzel görünüyor. İşte diktiğim yastığın kanepeye tutturulmuş hali:

Bu da dikilmiş son hali.

Bunu niye anlattım? Eğer ki bir gün kılıf dikecek olursanız, bunu bir düşünün. Ben, burada yayınlamadığım başka bir modeldeki kanepeme de kumaşım kalırsa, ya da hoşuma giden başka bir kumaş bulursam aynı yastıklardan dikeceğim. Kaymıyor, düşmüyor, boynu tam kavrıyor. Kanepede uzanmayı sevenler için ideal.

5 Mart 2014 Çarşamba

Mutlu Sona Doğru

Nihayet akla ziyan projemde yolun sonuna gelmek üzereyim. Yaparken değil de resimlerini çekerken anladım ne çok uğraştığımın. Kanepelerim bitti. Hemen resimlerini çektim. Hani marifetlerini göstermek için sabırsızlanan çocuklar var ya aynen öyleyim. Etrafta kimi görsem içeri alıp "nasıl olmuş" diye soruyorum. Şimdi neler yapmışım bir bakalım.
Önce kanepelerimin orijinal hali. Üzerlerinde krem renginden iki büyük yastığı da var.
 Bu da çaresizlikten polar örterek kullandığım sevimsiz hali:

Önce nasıl yapacağıma karar vermek için yabancı siteleri araştırdım. Youtube'da işe yarar birkaç video'dan faydalandım. Ama en önemlisi sizin nasıl bir şey istediğiniz. Sözgelimi benim kanepelerimden birisi açılıp yatak oluyor, diğerinin altı sandıklı ve benim kumaşlarımla, Burda dergilerimle dolu. Yatak olanını çok seyrek açtığımız için onu tek parça yaptım. Sandıklı olanını ise çok sık açtığımdan dolayı yanlarını ayrı ayrı dikip yanlarını açıkta bıraktım. Arkasını fermuarla birleştirdim. Bunları tasarlamak tam bir beyin jimnastiği oldu. Üniversitede hocalarım " biz size teorik bilgi değil, bir mühendis nasıl düşünür onu öğreteceğiz" derken eminim koltuk kılıfı dikmeyi kastetmiyordu ama burada çok işe yaradı. Eee bu insanların buna da ihtiyaçları var tabii. Ev halkı oturup TV izlerken ben günlerce ters yönde transa geçtim, kafamda evirdim çevirdim. Diktim, söktüm.
Önce kumaşı ters yönden kanepenin üzerine yaydım. Neresini nasıl dikeceğimi tasarlarken en çok koltukların kendi dikişlerinden faydalandım. Tersten iğneledim. Köşe taraflarında baktım iğneler koca kumaşı taşıma, dikme ve makineye geçirme sırasında dökülüyor, hiç sevmememe rağmen teyellemek zorunda kaldım. Bu çok daha pratik oldu.

Bu işlemleri yaparken kumaşı kaymaması için koltuğa da iğnelemeniz çok faydalı oluyor.

Üst tarafı
Arka tarafın iki yanına kolay takıp çıkarmak için  metre ile satılan fermuarlardan diktim
Arka kısmının görüntüsü
Aşağıdaki resimde bir cin fikir var. Bu örtüyü önce örttüm. Birkaç gün kullandım. Çok fazla olmasa bile hafifçe kayma olunca artık kumaşlardan sırt ve oturma yerinin birleşme noktası boyunca küçük köprüler diktim. Onların arasından lastik geçirip arka taraflara sabitledim. Böylece kaymasını önledim. Bizimki gibi üzerinde   tepinilen bir kanepede bile işe yaradı. Sadece fitil için kullandığım ip daha mı iyi sonuç verir diye düşünüyorum. Denersem onu da söylerim.



Aşağıda görünen cırt cırtlar da sandıklı kanepe için tasarlandı. Önden sadece pli görünüyor. Altındaki cırt cırt ayrı dikilen yan taraf ile eteği birleştiriyor.
Tersten görünüşü

Plinin altı işte böyle

Bu da önden görünüşü. Plinin arkasında cırt cırtlar var ama önden görünmüyor.


Yan taraflarının görüntüsü

Sandık açıldığında görünüşü. Altında kumaşlar ve Burda'larımdan oluşan gizli hazinem var. 
Vee işte son görünüşü. Resim akşam çekildiğinden parlak gibi duruyor ama değil.



Bu da yastıklı hali:

Biraz değişiklik istiyorum derseniz, çeviriverin yastıkları, salonun havası değişiversin.

Son resimlerde yanlarında baş koymak için minik yastıklar var. Minik ama çok detaylı. Çünkü kılıfa fermuarla tutturuluyor. Ben bulmadım. Koltuğun orijinali böyle. Ama yapmak için çok kafa patlattım.Onu da bir sonraki yazıya.

27 Şubat 2014 Perşembe

Koltuk Minderi Dikiyorum

2014 yılı benim için ağır işler yılı olacağa benziyor. Manto gibi altından kalkamayacağıma inandığım bir şeyi alnımın akıyla tamamlayınca gözümü daha yükseklere diktim ve koltuklarıma kılıf dikmeye karar verdim. Ama tam olarak döşemeymiş gibi duran bir kılıf dikeceğim. Hiçbir yerinden milim oynamayacak.
Fikir aslında yeni değil. Şimdi oturduğum eve taşınmadan önce genişçe bir oturma odamız vardı ve salona gerek duymadan orada oturabiliyorduk. Buna güvenerek kolçakları, yastıkları ve etrafı  krem rengi olan bir koltuk takımı almıştım. Şimdiki evimize taşındığımızda ise herkesin odalarını paylaştırdıktan sonra geriye fazladan küçücük bir oda kalıyordu. Koca salon dururken küçük bir odada yaşamak evdeki herkese mantıksız geldiğinden salona yerleştik. Benim krem renkli koltuklar çikolata yedikten sonra uyuyan oğlumun, salonda pastel boyayla resim yapan kızımın katkılarıyla renk değiştirmeye başladı.
Koltuklarımın orjinal hali. Açık renkli iki büyük yastığı da var.
Önce google'dan diktirmek istediğim kılıfların resmini çıkarıp terzi, yorgancı, döşemeci nerede eli iğne tutan yer bulursam girip sordum. Ben öyle detaylı anlatıyorum ki, adamlar belki de korkudan olumsuz yanıt veriyorlar. O zamanlar dikiş makinem yok. Dikiş dikme fikri hiç yok. Ben elim böğrümde lastikli bürümcük kılıflara kesinlikle hayır diyerek aldım polarlarımı örttüm koltuklara. Ama günde elli defa düzelterek ev halkını da sinir ediyorum.

sevimsiz ve her daim kayan polar örtülerim

Sonra dikişle tanıştım. Arada sırada kılıf dikme sevdam depreşti, bir indirdiğim resimlere baktım bir kendi diktiklerime baktım, "Yok artık. İki mendil diktin diye kendini terzi mi sandın" diye kendimi azarladım. Ama aklımdan hiç çıkmadı. Sonra eşimin de gaz vermesiyle gittim tam 25 metre tay tüyü adında döşemelik kumaş aldım. Kolay değil dikeceğim 2 tane ikili kanape, bir tane üçlü kanape, iki koltuk ve bir puf var. Bir de hepsinin yastıkları var.
Yastıklar için de duck kumaşı aldım. Ama kızım gazete yazılı çiçekli kumaşı, ben ise modası geçmeyecek çiçekli kumaşı beğenince aklıma yastıkları iki taraflı yapmak geldi.
Yaklaşık iki ay kumaşlar ortalık yerde durdu. Ben bu arada yarım işlerimi bitirdim. Yetmedi manto diktim. Arada fitildi, fermuardı, iplikti eksik malzemelerimi tamamladım. Çok meşgulüm ama aslında cesaretimi toplamaya çalışıyorum. O büyük kumaş topunu gördükçe karnıma ağrılar giriyor. Her diktiğim şeye "olmadı mı atarım kaç para verdim ki " diye başlarım. Bunda öyle bir lüksüm yok. İllaki olacak. Yoksa o kadar kumaşı ne yapacağım?
Neyse önce yastıklardan başlayayım da biraz ısınayım dedim. Tay tüyü kumaşımı makineye sığmadığı için yıkayamadım. Çekme tehlikesine karşın fitil yapmakta kullanmak için 4cm eninde kestiğim kumaş şeritlerimin enini ve boyunu dikkatlice ölçerek duck kumaşlarımla birlikte yıkadım. Kuruduğunda yeniden ölçtüm ve baktım ki çekme yok, işe koyuldum.



Fitil hazırlaması çok oyaladığı için önce bolca fitil hazırladım.
Kumaşın eninden kestiğim 4 cm enindeki kumaşları birleştirdim. Dikiş yerlerini ütü ile açtım. Kenarları atmasın diye hepsinin kenarlarını zig zag dikişle diktim. Sonra da arasına ambalaj satan dükkandan aldığım fitilleri koyarak fermuar ayağıyla diktim.




Sonra kumaşlarımı yaydım. Yastıklardan birinin kılıfını çıkarıp kalıp olarak kullandım. Kumaşları üst üste koyarak kestim. Yastığın kesimi (herhalde puf puf durması için) ortalarda bombeli olacak şekilde kesilmiş dikdörtgen şeklinde. Modelini bozmamak için sekiz kat kumaşı üst üste koyarak iğneledim. En üsttekine kalemle çizdim.

Diğerlerine tek tek çizmemek için en üsttekinden en alttakine gelecek şekilde yapabileceğim en bol teğeli attım. Resimde görülen sekiz kat kumaşta alınan bol teğel.


Sonra da kumaş katlarını eşit bir şekilde açarak aradaki iplikleri kestim. İplikler dökülür diye her katta iplik aralarını kalemle kabaca işaretledim.
Sonra her kumaşı altta birleşecek şekilde ayarlayarak aralarına metre ile satılan fermuarlardan diktim.



Fermuar dikme işi bitince sıra yastıkları birleştirmeye geldi. Hazırladığım fitilleri araya koyarak iğneledim. Burada teğel alınsa daha iyi olur ama sayı çok olunca zor geldi. Fitili kaydırmamaya dikkat ederek yastıkların kenarlarını diktim.

Fitillerin yakından görüntüsü. Oldukça düzgün oldu.



Vee ilk aşama başarıyla tamamlandı. İşte iki taraflı minderlerim. İtiraf etmeliyim ki kızımın seçtiği kumaş (sağda olanı) daha güzel durdu.
Alttaki gri kumaş esas dikeceğim kılıf. Resim çekerken öylesine serdim.


Bu da koltukların minik yastıkları. Hepsi fitilli ve fermuarlı. Ve de iki yönlü.


Şimdi harıl harıl koltukların esas kılıflarını dikiyor ve resimliyorum. Bitince hepsini sunacağım.



18 Şubat 2014 Salı

Oğlumun Odasına Perde

Oğlum sanki motorsiklet aşkıyla doğdu. Etrafında hiç olmamasına karşın hayran motorlara. Böyle olunca oyuncaklarımızın çoğu motor, çantasına astar diye aldığımız kumaşta motor. Geçenlerde kumaşçıda benimle birlikte gezerken çantamızda diktiğimiz astarın aynısının mavi rengini alalım diye tutturdu. Hayır cevabına karşılık "kendine torba torba kumaş alıyorsun, benim bir isteğimi yapmıyorsun" diyerek can evimden vurdu. Neyse, artık oyun minderi falan yaparım düşüncesiyle aldım. Sonra aklıma perde yapmak geldi. Düz olarak kestim, diktim. Tülünü de önceden dikmiştim. Ortaya böyle basit ama oğlumu çok mutlu eden bir perde çıktı...



12 Şubat 2014 Çarşamba

Çook Eski Kazaktan Yepyeni Dantelli Hırka

Yine olsa güzel olur, olmasa da atarım gitsin diye başladığım bir işle karşınızdayım. Ana malzemem eşimin en az 15 yıllık (benim bildiğim bu kadar), yarım kolları bol balıkçı kazağı. Bunun benzerini TRT'de geçen gün yayınlanan İzel-Çelik-Ercan'ın (hadi bakalım, yaşlar ortaya çıksın) bir klibinde gördüm.  Malzemesi merserizeye benziyor. Siyah olmasına rağmen rengi hiç solmamış bir kazak. Önce tamir işleri sırasında giyilecekler kategorisine kaldırıldı, baktım ki yine sapasağlam ve yüzüme "beni çek kurtar bu hayattan" der gibi bakıyor dedim ki "seni çeker alırım ama kafamda dönüp duran ve olmayacağa daha yakın duran bir işte kullanırım. Hala kullanılır durumda olursan ne ala, yoksa çöpe gidersin."
 Aldım elime makası, önce tüm dikişlerini söktüm. Kollarını dikey olarak tam ortadan ikiye kestim. Kestiğim tüm yerleri atmasın diye zig zag dikişle diktim. Kestiğim parçaların arasına hobi mağazalarında kendimi kaybedip bir gün lazım olur diye almış olduğum dantel şeridi diktim.
Kazağın arka tarafını olduğu gibi bıraktım. Ön tarafını önce tam ikiye ikiye böldüm. Sonra o parçaları da ikiye böldüm. Yaptığım işlemleri aşağıdaki resimde anlatmaya çalıştım. Kırmızı çizgi hırkanın orta yeri. Maviler ise aralarına dantel dikeceğim parçalar. Dantelin kol altında kaybolmaması için mavi çizgiyi ortaya biraz daha yakın olacak şekilde kestim.


Tüm parçalar böylece tamamlanmış oldu.




1 Şubat 2014 Cumartesi

İncili Çanta

Yılbaşından önce diktiğim incili elbisemden kalan kumaşla elbisemi tamamlayacağını düşündüğüm bir çanta diktim. Modelini pinterestte yaptığım aramalar sonucunda buldum. İşte adresi ...
 Kestim, biçtim. Astarını da aynı boyutlarda yaptım. Birbirine dikmeden önce sert durması için bir malzeme aradım. İşte burada tıkandım. Önce röntgen filmi denedim. Güzel oldu ama dokundukça acayip tok sesler çıkarmaya başladı. Sonra mukavvayı denedim. Çantanın şekli dikdörtgen olsaydı ıslanmadığı müddetçe oldukça işe yarar olacaktı ama dar kısımlarından geçirirken mukavvanın kenarları hafif yırtıldı.




Hemen kullanmak isteyince çaresiz kaldım. Deforme olmuş mukavvayı kullandım. Açıp kapama yerine magnet bulamadığımdan cırt cırt diktim.
Dikişlerini kapatınca hayalet iplikle incileri çantanın etrafına diktim.
Elbisemi giyip çantamı elime aldım, kendimi dışarı attım. Çanta kullanılabilir durumda. İçindeki mukavvanın durumu pek belli olmuyor ama benim bilmem can sıkıcı.
Sevgili çanta ustaları... Siz ara malzeme olarak ne kullanıyorsunuz? Yardım bekliyorum. Çünkü bu işi çok sevdim. Dikişlerimden azar azar kalan bir sürü kumaşım var. Bunları çanta olarak değerlendirmek çok iyi olacak.