Ekose etkinliği bitti mi bilemiyorum ama benim gömleğim yeni bitti. Gece 12'de kol düğmeleri dikildi, sabah giyilerek işe gidildi ve öğlen fotoğraflandı.
Kumaşını yazın Bandırma pazarı'ndan almıştım. Satan amca bunları eşit boylarda kesip yer sofrası bezi olarak satıyormuş ama ben görür görmez kafamda gömleği bitirdim bile ve aldım gitti. Aslında kızımı düşünerek almıştım ama baktım o pek kararsız kaldı ben de kendim için yaptım.
Kalıbım Burda'nın Nisan 2011 sayısından 106 no'lu modeli.
Aslında elbise modeli ama ben gömlek olarak kullandım. Burda'nın bu sayısı benim için yapılmış gibi. Derginin yarısından çoğunu diktim, kalanı da sırasını bekliyor. Bu kalıp da o günden bugüne cesaretimi toplamamı bekliyordu.
Kalıptan daha önce de şifon bir gömlek dikmiştim. Çok güzel bir kalıp. Ama bu kumaş daha kalın olunca kollar dar geldi, yarım cm kadar yanlardan açtım.
Ön penslerini çalışmadım.
İlk defa roba diktim. Pek bir zorluğu yokmuş.
İlk defa bir seferde kol takabildim ki sökme rekorum en az 3 defa idi.
İlk defa kuralına uygun olarak kol yırtmacı ve manşeti yaptım. You tube sağolsun. Özellikle "Sewing Guru" diye bir adamın anlattıklarından çok faydalandım.
Sonuçta beni yormayan, diker dikmez giymek istediğim bir gömleğim oldu.
Bu gömlekten neler öğrendim ?
Öncelikle Burda'da daha önce hiç dikkat etmediğim işlem sırasına uyunca işlerin çok daha kolay işlediğini
Her kalıbın her kumaşa uygulanmayacağını, bu yüzden dikiş paylarını fazlaca bırakma alışkanlığımın pek de fena bir şey olmadığını,
Kol yırtmacını (sleeve placket dedikleri şey) , kolu takmadan önce yapmak gerektiğini
Kolları bedene en son işlemde birleştirmenin en doğrusu olduğunu öğrendim.
Şimdi ne dikeceğimi düşünmekle meşgulüm. Her gün fikrim değişiyor. Bir kumaş stoğuma, bir Burda'lara bakıyorum. Bakalım piyango hangisine çıkacak.
| Kol pervazım |
| Tüm iç dikişleri dikiş paylarını kıvırıp yeniden kapattım |
| İlk roba dikişim |
| Mutlu son |